Nisbourne – Bölüm II

"Vatan için ölmek de var, fakat borcun yaşamaktır." - Tevfik Fikret Gökkubbe, yıldız dokumalı yorganını üstünden henüz atmadığı bir vakitte kahvaltı yapardık hep. Güvercinlerin o boğuk hırıltısı eşlik ederdi soframıza. Pek konuşmazdık, yalnızca çatal bıçak sesleri ve güvercinler. Gözüm arada bir annemin saçına takılıyor, beyazlaşmaya başlamış olmasına canım sıkılıyor, sinirleniyordum. Sinirlenince peyniri daha bir haşmetle … Continue reading Nisbourne – Bölüm II

Advertisements

Nisbourne

Sahilinin hemen bitimindeki bir kayaya yaslanmış bir asker, oturmuş vaziyette denize bakıyordu. Ayaklarını denize doğru uzatmıştı. Sahil boyunca halsiz dalgalar, yaralı topuğuna kadar ulaşıyor. Hâkî yeşili pantolunu -hala pantolon denilebilirse- artık sıcak tutmuyordu, pantolunun yırtıkları arasından giren meltem üşütüyor, bağırsaklarını rahatsız ediyordu. Üstündeki yine aynı renk olan tişörtü, kurumuş kandan siyaha çalır hale gelmişti artık. … Continue reading Nisbourne